Ev emekçisi kadınlar sorunlarını konuştu

Ev emekçisi kadınlar sorunlarını konuştu

 

21731700_912166262270928_6917048889414350959_oİSTANBUL -Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Yönetmelik Çalıştayı düzenledi. Çalıştayda “Ev İşçileri Yönetmeliği” tartışılırken, ev emekçisi kadınların sigortasız, güvencesiz, meslek hastalıklarını körükleyen kötü çalışma koşulları, örgütlenme güçlükleri, kendilerini korumayan yasalar ve pek çok sorunu konuşularak çözüm yolları arandı.
Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (EVİD-SEN) Yönetmelik Çalıştayı düzenleyerek ev emekçisi kadınların sorunları konuşuldu. Çalıştay Kadıköy Emekliler Dayanışma Sendikası’nda gerçekleşti.


Çalıştay EVİD-SEN Genel Başkanı Gülhan Benli’nin sendika ve emekçilerinin yaşadıkları sorunlara dair yaptığı sunumla başladı. Gülhan hazırladıkları yönetmeliğe dair bilgi vererek Yönetmeliği ve hazırladıkları iş sözleşmesini 7 Ekim’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sunacaklarının bilgisini verdi.


Ev emekçilerinin sorunları saymakla bitmiyor
Dört oturumda gerçekleşen çalıştayın ilk oturumunda konuşan Dr. Hicran Atatanır ev içi hizmete ilişkin “Sektör son derece zor, yasal bir çerçeve yok, var ama aslında yok. Bir takım düzenlemeler var. Ev emekçilerin sorunları dendiğinde ilk akla gelenler; Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nda iş tanımındaki belirsizlik sürüyor, iş güvenliği yok, ücretler düşük, iş koşulları hem fiziki hem de psikolojik olarak zor. İşverenlerin tutum ve davranışları noktasında çok ciddi şeyler paylaşılıyor. Örgütlenmek çok zor. Beslenme ve barınma koşulları son derece zor. Yatılı çalışmada yine büyük sorunlar var” diyerek alandaki sorunları sıraladı. Bu sorunların tespiti üzerinden yönetmeliği hazırladıklarını kaydeden Hicran ev emekçilerinin sigortalanmaları sorununa ayrıca değindi.


Hicran ev emekçileri özelinde çalışma yaşamındaki yasal düzenlemeler ve var olan yasalara dair bilgi vererek kadınların sorularını yanıtladı.


Meslek hastalıkları ile ilgili başvuru yok, çünkü meslek tanımı yok
Pratisyen Dr. Nesrin Ercan Kara da meslek hastalıkları ve iş güvenliği ile ilgili konuştu. Çalıştaya katılanların büyük kısmının dadı olduğunu belirten Nesrin “Dadılardan gelen başvuru yok bize, oysa burada görüyorum ki ciddi sorunlar yaşıyorlar. Başvuru olmamasının neden iş tanımı olmaması” dedi.


Yasal boşluklar ve örgütlenme güçlüğü


Alanın kadınların çalıştığı bir alan olduğunu ifade eden Nesrin, burada kadınların hane içi rollerine değindi. Kendi evlerinde ücretsiz ev içi hizmeti sürdüren kadınların alanda yükünün erkeklere göre ikiye katlandığını belirterek bunun meslek hastalıklarını körüklediğine dikkat çekti. Nesrin ev emekçisi kadınların yaşadığı pek çok meslek hastalıkları olduğuna dikkat çekerek, süresi ve ağrılığı değişen yükler, kullanılan kimyasallar, sürekli benzer pozisyonlarda işe devam etmeye kadar yapılan işlerin meslek hastalığına neden olduğunu ifade etti. Nesrin ev emekçilerinin meslek hastalıklarına açık bir hale getirilmesine dair “Yasal boşluklar, örgütlü bir gücünüzün olmaması bu sağlık risklerinin arka arkaya bedeninize yansıması oluyor” dedi.


Nesrin meslek hastalıklarında ya da iş kazalarında mevzuatın nasıl işlediğine ilişkin bilgi vererek gelen soruları yanıtladı.
Göçmen emekçiye; sizde zaten bayram izni yok


Toplantıya göçmen kadınlar da katıldı ve onlar da yaşadıkları sorunlar anlattı. Oturma izni alabilen bir kadın emekçi, işvereninin kendisine çalışma izni almadığını anlattı. Ayrıca izin günlerinin kısıtlı olduğundan bahseden kadın, işverenin kendisine bayram izni vermediğini bunu da “Siz de zaten bayram diye bir şey yok bu bize has bir şey” diyerek gerekçelendirdiğini aktardı.

 

Dolapta ayrı raflar…
Evlerde yatılı olarak kalan ev emekçisi kadınların da yaşadığı sorunların anlatıldığı çalıştayda yatılı kalan kadınların kendi aileleri ile görüşmelerinin neredeyse imkansız hale geldiği, bazı yerlerde çamaşırhanelerde deterjan ve temizlik ürünlerinin içerisinde yatmak zorunda bırakıldıkları, yedikleri yemeklerin kısıtlandığı, psikolojik olarak ciddi yıpranmalar yaşadıklarını aktardılar. Yine yatılı olarak çalışan ev emekçisi kadınlar, bir villada kalsalar da, dolapta kendilerine ayrı bir rafın ayrıldığını, bu kısımda ise sadece peynir, zeytin gibi çok az çeşidin olduğunu aktararak, aldıkları besinlerin çeşidinin çok kısıtlı ve kalınan evin menüsüyle neredeyse hiç alakası olmadığını belirtti. Kadınlar bu durumlarda bazen dışarıdan yemek sipariş etmek istediklerinde ise işveren tarafından “Benim adresime dışarıdan yemek mi isteteceksin! Olmaz öyle şey” gibi tepkiler aldıklarını anlattı.
‘Mahallemizdeki marketin yerini unuttuk’
Yine işverenler tarafından pek çok haksızlığa maruz bırakılan kadınlar, kendi işleri dışında pek çok angarya işin yaptırılmak istendiğini, izin yapamadıklarını, sosyal hayatlarının kalmadığını, kendi aileleri ile vakit geçiremediklerini aktardı. Ev emekçisi Halide Yurdakul içerisinde oldukları koşullara dair “Maaş alıyorsunuz ya, onu harcamaya vaktiniz olmuyor. Ayda 4 gün izin, bunun dışında o evden dışarı çıkamıyorsunuz, mahallemizdeki marketin yerini unuttuğumuz oluyor” diye anlattı.

Daha sonra kadınlar çalışma koşullarını anlatan, işveren dadı diyalogu üzerinden ilerleyen bir skeç sergilediler.
Psikolog Eser Sandıkçı da ev emekçilerinin çalışma alanlarında maruz bırakıldıkları taciz, mobing ve psikolojik baskılara dair bir sunum gerçekleştirdi. Eser aynı zamanda kadınların çalıştıkları yerlerde karşılaştıkları, ya da başka arkadaşlarından duydukları psikolojik şiddet, mobing, cinsel saldırı hikayelerini dinledi. Kadınlar ise yaşadıklarını birbirleri ile paylaştı.

Haber Yazı: Zülal Koçer

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir